Verem hastalığı bitiyor mu?

Fotoğraf: Anonim

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sevda Özdoğan, dünyada vereme yönelik 2000’den beri yürütülen mücadeleyle 54 milyon hayatın kurtarıldığını belirterek, “2030’da bu hastalığı bitirmek amaçlanmıştır” dedi.

Dünya Tüberküloz Haftası kapsamında açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Özdoğan, geçmişte yüksek oranlarda yaşam kayıplarıyla sonuçlanmasına karşın günümüzde kullanılan modern tedaviyle vereme bağlı yaşam kayıplarının azaldığına dikkati çekti.

Dünyada ve Türkiye’de yıllara göre tüberküloz hastasının azalmaya devam ettiğini aktaran Özdoğan, “Dünyada 2000 yılından beri yürütülen mücadele ile 54 milyon hayat kurtarılmıştır ve 2030’da bu hastalığı bitirmek amaçlanmıştır” ifadelerini kullandı.

Özdoğan, hastalığın görülme sıklığının bölgelere göre değiştiğini ve toplam vakaların üçte ikisinin Hindistan, Çin, Endonezya, Pakistan gibi Asya ülkeleri ile Güney Afrika’da bulunduğunu ifade ederek, Amerika ve Avrupa’da çok daha az yeni vaka görüldüğünü belirtti.

Türkiye’de Sağlık Bakanlığının başarılı örgütlenmesi, kesintisiz ilaç temin etme imkanı ve ücretsiz tedavi imkanlarıyla Doğrudan Gözetimli Tedavi (DGT) sayesinde hastalığın görülme sıklığının yıllara göre çok azaldığını vurgulayan Özdoğan, kayıt edilerek dosya çıkarılan ve tedavisi Verem Savaş Dispanserleri tarafından DGT olarak verilen hastalarda tedavi başarısının da yüzde 86 civarında olduğunu söyledi.

“1 AY SONRA BULAŞICILIK KAYBOLUYOR”

Prof. Dr. Sevda Özdoğan, tüberkülozun alınan nefesle ciğerlere girmesi sonucu ortaya çıkan bir enfeksiyon hastalığı olduğunu vurgulayarak, enfekte olan kişide mikrobun kan yolu ile tüm vücuda yayılabildiğini ve herhangi bir organda hastalığın görülebildiğini söyledi.

Başlıca bulaşmanın bakterinin olduğu havanın solunmasıyla olduğunu, akciğer veya hava yolu dışındaki organlarda olan tüberkülozun, mikrop dış ortama çıkamadığı için çevredeki kişilere bulaşmadığını, esas bulaşmanın akciğer tüberkülozu hastalarına tanı konulana kadar geçen sürede gerçekleştiğini aktaran Özdoğan, etkili tedaviye başlandıktan yaklaşık 1 ay sonra bulaşıcılığın kaybolduğunu kaydetti.

Özdoğan, daha önce bu hastalık nedeniyle tedavi olmuş ve halen aktif hasta olmayan kişiler veya hasta kişinin yanında bulunan ama kendisi hasta olmayan kişilerin hiçbir şekilde bu hastalığı başkasına bulaştırmadığına dikkati çekerek, şöyle devam etti: “Toplumda hala yanlış bir kanaatle bu hastalık utanılacak bir durum gözüyle görülüyor ve saklanmaya çalışılıyor. Bu durum tedavide aksaklıklara yol açabiliyor. Ancak günümüzde kullanılan etkili ilaçlar sayesinde hastalık tamamen tedavi edilebiliyor. Bu bir enfeksiyon hastalığı olduğu için herkeste görülebilir. Sosyokültürel seviyesi daha düşük olan bölgelerde daha yoğun görülmesinin nedeni ise buralarda daha kalabalık ve az havalandırılan ortamlarda yaşamın sürdürülmesidir. Yine hasta olanların sağlık hizmetine başvuramaması ve tedavi olmaması nedeniyle çevreye bulaşın artması temel nedenlerindendir. Ülkemizde de tüberküloz hastalığı olanlar Sağlık Bakanlığı, Verem Savaş Dispanserleri örgütlenmesi ile ücretsiz olarak tedavi edilmekte.”

ÜÇ HAFTADAN UZUN SÜREN ÖKSÜRÜĞE DİKKAT!

Akciğer tüberkülozunda uzun süren, geçmeyen öksürük, balgam, iştahsızlık, kilo kaybı, geceleri aşırı terleme, bazen de kanlı balgam çıkarma gibi belirtiler görüldüğünü aktaran Özdoğan, “Ancak her öksürükte hemen tüberkülozun akla gelmemesi gerekiyor. Grip, basit solunum yolu enfeksiyonu veya zatürre geçiren kişilerde de öksürük olur. Ancak öksürük eğer 3-4 haftadan uzun sürüyorsa ve beraberinde belirttiğimiz diğer belirtiler de varsa mutlaka bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurmak ve akciğer grafisi çektirmek gerekir” dedi.

Prof. Dr. Özdoğan, tüberküloz tedavisinin 6 ay ilaç kullanmayı gerektiren uzun süreli bir tedavi olduğunu ve ilaçların düzenli, eksiksiz alınmasının büyük önem taşıdığını dile getirerek, tedavide aksamalar olduğu takdirde hastalığın mevcut ilaçlara dirençli bir hal aldığına ve tedavinin çok daha güçleştiğine dikkati çekti.

Tüberküloz tanısı alan tüm hastalara Verem Savaş Dispanserinde dosya açılarak tedavi takibi yapıldığını, ilaçların verildiğini anlatan Özdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: “Yine bulaşıcı bir hastalık olduğundan yeni tanı koyulan kişilere tedavi başlanırken dispanser tarafından aynı evde yaşayan temaslı kişiler kontrolden geçirilir ve gerekli olanlara koruma amaçlı ilaç verilebilir. Özellikle bir ev içinde yaşayan, aynı kapalı ortamda uzun süre bulunan, aynı odada uyuyan kişilere ve küçük çocuklara bulaşma riski yüksektir. Tüberküloz hastalarına ne kadar hızlı tanı konulur ve etkin tedavi başlanıp tamamlanırsa toplumda bu hastalığın o hızda azalması sağlanabilir, çocuklarımız, bizler bu hastalıktan o kadar çok korunmuş oluruz. Yeter ki zamanında hekime başvurulsun.”

Kaynak: Habertürk

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here